Haberler

MHP Genel Başkanı Bahçeli Baykal'a otobüsteki resmi sordu
MHP tarih 29.01.2008, 18:43 (UTC)
 


Ana muhalefet CHP'nin Genel Başkanı Deniz Baykal'ın başörtüsü konusunda izlediği politikayı da sert sözlerle eleştiren Devlet Bahçeli, Baykal'ın bu konularda izlediği yaklaşımın, mili değerleri istismar alışkanlığının değişmediğini bir kez daha gösterdiğini söyledi.

"BAYKAL BÖLÜCÜLÜK YAPIYOR"
'Tartışılan sorunun başörtüsü değil, Türkiye'de laiklik var olmaya devam edip etmeyeceği' olduğunu iddia eden Deniz Baykal'a seslenen Devlet Bahçeli, "Cumhuriyetin temel ilke ve değerlerine bağlılık konusunda kendilerinden alacağımız hiçbir ders ve nasihat yoktur. 'Devlete üniforma giydirerek bir kimliğin parçası ve bir inancın simgesi haline getirmenin dışlayıcılık ve bölücülük olduğu' iddiasında bulunan Sayın Baykal'ın, bu yaptığının açık ve çok tehlikeli bir tahrik ve istismar olduğunu buradan belirtmek isterim" diye konuştu.



SEÇİM OTOBÜSÜNDEKİ TÜRBANLI RESİM
Laiklik, din ve vicdan özgürlüğü konusunda partisinin görüşünü geçtiğimiz hafta yapılan grup toplantısında açıkladığını hatırlatan Devlet Bahçeli, "Şimdi Baykal'dan beklediğimiz bu konulardaki görüşlerini, aynı şekilde bütün çıplaklığıyla açıklamasıdır.

Edebali'den bahsederek milletçi olunamayacağı gibi, başörtüsünü seçim otobüslerinde resim malzemesi olarak kullanıp üniversitelerde buna karşı çıkarak ve ortak değerleri çatıştırarak laiklik savunuculuğu yapılamayacağı da çok iyi bilinmelidir" dedi.

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den türban muhaliflerine sert cevap
MHP tarih 29.01.2008, 18:40 (UTC)
 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, türban konusunda varılan mutabakatı eleştirenlere Grup toplantısında sert cevap verdi.



Türban'ın üniversitelerde serbest bırakılması konusunda AK Parti ile mutabakata varan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, varılan mutabakat konusunda çeşitli çevrelerde yapılan eleştirilere ser cevap verdi. TBMM'deki Grup toplantısında konuşan Bahçeli, 'Yüce Meclis'in üstünde hiç bir güç yoktur' dedi.

Türban konusunda yapılan düzenleme konusunda demokrasi dışı müdahale gibi alternatiflerin ortaya çıkabileceğini savunan çevreler olduğunu söyleyen Bahçeli, "Bu kesimlere hatırlatmakta yarar vardır. Yüce Meclis'in üzerinde bir yetlki yoktur' dedi.

EMEKLİ YARGI MENSUPLARINA CEVAP
Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerindeki düzenlemeleri geri çecvirmesi gerektiğini söyleyen emekli yargı mensuplarına da cevap veren Bahçeli, 'Yüksek mahkememizin amekli olmuş akıl hocalarına ihtiyacı yoktur' dedi.

ŞEYH EDEBALİ'DEN BAHSETMEKLE MİLLİYETÇİ OLUNMAZ
Bahçeli, MHP'nin politikalarını eleştiren CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a da sert cevap verdi. 'Şeyh Edebali'den bahsetmekle milliyetçi olunmaz. Bizim kimseden milliyetçilik dersi almaya ihtiyacımız yoktur. Biz başörtüsünün seçim otobüslerinde siyasi malzeme yapılmasının önünü kestik' dedi.

 

PKK'lılar dağda eşek ve kurbağa eti ile besleniyorlar
ALINTI tarih 13.01.2008, 16:31 (UTC)
 

Emniyet Müdürlüğü internet sitesinde terör örgütleri hakkında bilgi verirken, örgütlerin de bilinmeyen yönlerini açıkladı.


PKKlilar-dagda-esek-ve-kurbaga-eti-ile-besleniyorlar


Emniyet Müdürlüğü internet sitesinde terör örgütleri hakkında bilgi verirken, örgütlerin de bilinmeyen yönlerini açıkladı.


Terör örgütlerinin kendi içerisinde yaşadığı hesaplaşmalarda, militanlarına çok acımasız davrandığı ve vahşi yöntemler uyguladığı bildirildi.


Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, internet sitesinde terör örgütleri hakkında bilgi verirken, bilinmeyen bazı konuları ''Bunları biliyor muydunuz?'' başlığıyla yayımladı. İnternet sitesinde, terör örgütü PKK, sol terör örgütü DHKP/C ve dini referans alan radikal örgütlerde yaşanan iç hesaplaşmalar, örgütlerin çelişkileri ve militanlarına verdiği değer ortaya konuluyor.


İnternet sitesinde, terör örgütü PKK hakkında ortaya konulan bazı tespitler şöyle sıralandı:


     -Örgüte katılarak aç, susuz, sefalet içerisinde faaliyet gösterirken sağlığı bozulan militanların tedavilerinin yaptırılmayarak ölüme terk edildiklerini veya intihar türü eylemlere gönderilerek ölüme zorlandıklarını,
     -Örgüt içerisindeki kadın militanların erkeklerin zevk aracı olduğunu, erkek
militanların da homoseksüel ilişkilere girdiklerini, örgütte kısa bir süre de olsa kalan genç kızların istemedikleri ilişkilere zorlandıklarını, direnenlerin de ajan, provokatör ve iş birlikçi iddiasıyla öldürüldüklerini,
     -Kimi zaman günlerce bir lokma ekmekten yoksun kalan militanların katır, eşek, kaplumbağa, kurbağa gibi hayvanların etiyle beslenmeye çalıştıklarını,
     -Örgüte katılanların ömrünün fazla olmadığını, 3-4 yıl yaşayanların sayısının çok az olduğunu, onun için sorumluları hariç, örgüttekilerin yaş ortalamasının 18-20 civarında bulunduğunu,
     -Örgütten kaçmanın çok zor olduğunu, kaçıp da yakalananların örgüt
tarafından çoğunlukla öldürüldüklerini, örgütten kaçıp kurtulma girişiminde
bulunan veya örgüte uyum sağlayamayanların üzerinde naylon yakma, buz üzerinde bekletme, aç-susuz bekletme ve örgütten dışlama şeklinde cezalandırıldıklarını,
     -Örgüt mensuplarının, örgüte destek veren köylerden bazılarına erzak temini
için gittiklerinde bazı ailelerin kızlarına, ölüm tehdidiyle tecavüz ettiklerini,
     -Avrupa'da terörist örgüt imajından kurtulmaya çalışan örgütün; yurt içi ve yurt dışında terörist başının idamının engellenmesi adına ''idama hayır''  kampanyaları düzenlerken, diğer taraftan sadece örgütten ayrılmak istediklerini söyledikleri için veya terör örgütünün gerçek yüzünü görerek kaçma girişiminde
bulunan ve başarısız olan örgüt mensupları hakkında sözde mahkemeler kurarak idam kararı verip uygulandığını ve bunları diğer örgüt mensuplarına ibret olsun diye videoya kaydederek seyrettirdiklerini,
     -Yurt dışındaki ve yurt içerisindeki yandaşlarına kardeşlik, barış, sevgi ve
hoşgörüden bahseden terör örgütünün, özellikle kendi kadrolarında duygusal
ilişkiye giren ve evlenmek isteyenler hakkında ölüm emri verdiğini biliyor
muydunuz?
    
SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ
    
Emniyet Genel Müdürlüğünün sitesinde DHKP/C, TKP/ML-TİKKO ve MLKP terör
örgütlerinde yaşanan bazı olaylar da şöyle sıralanıyor:


     -Yaptıkları en ufak harcamalardan dahi militanlarından hesap soran örgütün
üst düzey sorumlularının yurt dışında zevk-sefa içinde yaşadıklarını,
     -Örgütün üst düzey elemanları arasında her türlü ilişkinin serbest olmasına
rağmen alt düzey elemanlar arasında duygusal ilişkilerin büyük cezalara sebep
olduğunu, itiraz dahi edemediklerini,
     -Yaptıklarının boş olduğunu ve kendilerinin kullanıldığını anlayarak örgütten ayrılmaya karar veren örgüt mensuplarının ''iş birlikçi, hain ve şerefsiz'' olarak suçlandığını, öldürülme korkusuyla bu zor şartlara katlandığını,
     -Gençleri, sözde uyuşturucudan koruma propagandaları yapan Dev-Sol örgütünün, bizzat gelir temin etmek amacıyla 1980 yılı ilkbaharında örgüt liderlerinden P. G., E. C. ve A. T. vasıtasıyla yurt dışına 4 kilogram eroin sevkıyatı yaptığını,
     -Dev-Sol örgütü üst düzey yöneticilerinden P.G'nin, örgüte maddi destek
sağlamak için uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen örgüte ait 400 bin frangı çaldığı gerekçesiyle terör örgütü elebaşı tarafından 11 Temmuz 1991 tarihinde Paris'te öldürtüldüğünü,
     -Dev-Sol terör örgütü liderinin Fransa'daki cezaevinden tahliyesi sonrasında
uyuşturucu trafiğinin hızlandığını, uyuşturucu trafiği ve mafya ilişkilerinin örgütün diğer kadrolarından gizlendiğini,
     -Dev-Sol terör örgütüne yönelik 27 Temmuz 1993 tarihinde yapılan operasyonda yakalanan S.Ö'in ikametinde 2 bin 65 gram esrarın yakalandığını,
     -DHKP/C'ye yönelik 12-25 Eylül 1995 tarihlerinde İstanbul'da yapılan
operasyonlarda yakalanan 6 şahısla birlikte 500 gram esrarın ele geçirildiğini,
     -DHKP/C'ye yönelik 18 Nisan 1995 tarihinde İstanbul'da yapılan operasyonda R.T'nin 10 kilogram eroin ile yakalandığını, R.T. ve C.T'nin, terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda yurt dışına uyuşturucu madde götürdüklerini,
elde edilen para ile örgüte silah alındığını,
     -DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı İstanbul Emniyet
Müdürlüğünce 3 Aralık 1997 tarihinde yakalanan S.Y'nin ifadesine göre, örgütsel eyleme çıktıklarında ve örgüt adına para toplamaya giderken örgüt mensuplarının devamlı olarak uyuşturucu madde kullandıklarını,
     -İstanbul Sabancı Center'da 9 Ocak 1996 tarihinde Özdemir Sabancı ve iki kişiyi öldüren DHKP/C örgüt mensuplarından İ.A'nın 5 ay süreyle saklandığı evde, ev sahibinin baldızına tecavüz ettiğini,
     -28 Mayıs 1998 günü yakalanan DHKP/C örgüt mensubu E.G'nin birlikte kaldığı hücre evinde içki alemi yapan örgüt mensuplarının kendisine tecavüz etmek istemeleri üzerine evden kaçtığını,
     -Tokat kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML terör örgütü mensuplarından 15 yaşındaki terörist kıza, örgüt içerisinde tecavüz edildiğini,
     -Sivas-Tokat kırsal alanında faaliyet gösteren DHKP/C terör örgütü mensubu
S. G'nin kırsal hayata dayanamayıp, şehre dönmek istemesi sonucu örgüt tarafından öldürüldüğünü, örgüt yayını Kurtuluş gazetesinde ''düşmanla çatışmanın şiddetli olduğu bir esnada, düşman saflarına geçmek istediği için öldürüldü'' şeklinde yalan haber yazıldığını,
     -1996 yılı sonu ve 1997 yılı başlarında, Sivas-Tokat kırsalında faaliyet
gösteren 31 DHKP/C terör örgütü mensubundan 9'unun örgütten firar ettiğini,
     -Kışı Karadeniz kırsal alanında sığınakta geçiren örgüt mensuplarından
M.Y'nin ayaklarının donması üzerine sağ ayağının 4, sol ayağının ise 1 parmağının DHKP/C sözde grup komutanı S.Y. tarafından demir testeresi ile kesildiğini,
     -Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten DHKP/C örgüt mensuplarından S. B'nin örgütten ayrılmak istemesi üzerine hainlikle suçlanarak cezalandırılmak amacıyla çizmelerinin içine kar doldurulduğunu, ayaklarının soğuk suda bekletilerek dondurulduğunu ve tuvalet ihtiyacını gidermeme cezası verildiğini; bunun üzerine soğuktan donan ayak parmaklarının dışkı içerisinde uzun süre kalmasından dolayı çürüdüğünü, çürüyen parmaklarının da makasla kesildiğini,
     -MLKP terör örgütü mensuplarının, A.A. ve T.A. isimli örgüt mensubu
arkadaşlarını, İstanbul yakınlarında ormanlık alanda iki gün süresince işkence ederek sorguladıklarını ve silahla öldürdüklerini,
     -Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML-TİKKO'nun 10 mensubunun, örgüt mensubu arkadaşları tarafından işkence yapılarak sorgulandığını, bazılarının işkenceye dayanamayarak öldüğünü, bazılarının da işkence sonrası silahla öldürüldüğünü,
     -TKP/ML terör örgütü Merkez Komitesinin almış olduğu infaz kararı
doğrultusunda, Tunceli ili Mazgirt ilçesi Aşağıoyumca köyünde 8 yaşındaki S.K.
isimli çocuğun örgüt mensupları tarafından öldürüldüğünü,
     -1999 yılında TKP/ML-TİKKO'ya katılan ''Savaş'' kod isimli örgüt mensubunun
örgüt içinde huzursuzluk çıkardığı gerekçesiyle ajanlıkla suçlandığını, örgüt
mensupları tarafından 2 gün sorgulandığını ve 3 örgüt mensubu tarafından
öldürüldüğünü biliyor muydunuz?
    
SAĞ TERÖR ÖRGÜTLERİ


Emniyetin internet sitesinde yer alan ''sağ terör örgütleri'' başlığıyla sıralanan dini referans alan terör örgütleri hakkında da şu olaylara yer veriliyor:
     -Hizbullah terör örgütünün mali kaynak sağlamak için cinayet, hırsızlık, gasp ve soygun eylemlerini gerçekleştirdiğini, hatta örgüt mensuplarının 1995 yılı içerisinde çeşitli il ve ilçelerdeki camilerden halı ve kilim çaldıklarını,
     -İBDA/C terör örgütünün, ideolojisiyle ters düşmesine rağmen, Marksist-Leninist ideolojiye sahip PKK ve DHKP/C gibi terör örgütlerini destekleyip, yayın organlarında bu örgütleri savunduğunu,
     -İslami Hareket Örgütü mensuplarının İslam ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde her yolu kendilerine mübah sayan bir zihniyete sahip olduklarını, banka
soygunları, otomobil ve eşya hızsızlıkları yaptıklarını,
     -Anadolu merkez olmak üzere şer'i esasların hakim olacağı federal yapıda bir İslam Devleti kurmayı amaçlayan Hilafet Devleti örgütü lideri Muhammet Metin
Kaplan'ın zimmetine para geçirdiğini ve bu sebeple örgüt içerisinde sürtüşmeler yaşanarak bölünmelerin meydana geldiğini,
     -Hizbullah terör örgütü liderinin zekat adı altında toplanan haraçlarla İstanbul'un lüks semtlerinin birinde 120 bin dolara alınan villada oturduğunu, örgüt mensuplarının ise yoksulluk ve sıkıntı içerisinde ailelerinden uzakta yaşadığını,
     -Ö.E isimli pavyonda çalışan bir kadının Hizbullah terör örgütü mensubu M.S.K ile evlendiğini, örgütün bu evliliği tasvip etmeyerek Ö.E'yi, M.S.K'nın
kardeşi ve amcasının oğluna öldürttüğünü, daha sonra örgütün önce M.S.K'yı sonra da Ö.E'yi öldüren M.S.K'nın kardeşi ve amcasının oğlunu kendi örgüt mensuplarına öldürttüğünü ve mezar evlere gömdüğünü,
     -Hizbullah terör örgütü tarafından domuz bağıyla öldürülüp gömülen ve daha sonra yapılan kazı çalışmalarında çıkartılan 72 cesetten 14'ünün kendi örgüt mensupları olduğunu biliyor muydunuz?


 

SABOTAJMI ? KAZAMI ? TORYUM !
Derleme tarih 02.12.2007, 16:41 (UTC)
 

Uçaktaki 6 nükleer fizikçi
Uçaktaki nükleer fizikçiler ÇOK ÖNEMLİ bir projede çalışıyordu. Bu durum senaryo yarattı. Isparta'da düşen uçağın yolcuları arasında çok önemli 6 isim vardı. Bu kişiler Türkiye'nin yetiştirdiği değerli bilim adamlarıydı.


Nükleer fizikçiler, Isparta'da yapılan kongreye gidiyorlardı. Nükleer Fizik Kongresi, gelen acı haber ile ertelendi. Uçak kazasında yaşamını yitiren 6 nükleer fizikçiden 3'ü Boğaziçi Üniversitesi'nde, 3'ü ise Doğuş Üniversitesi'nde görev yapıyordu. Yaşamını yitiren 6 fizikçiden 2'si alanlarında uzman olan profesörlerdi.



Kazada yaşamını yitiren fizikçilerin isimleri;


Boğaziçi Üniversitesi: Profesör Doktor Engin Arık
                                 Arş.Görv. Özgen Beroldoğan
                                 Yük. Lisans. Öğrencisi Engin Abat


Doğuş Üniversitesi  : Profesör Doktor Şenel Boydağ,
                                Doç.Dr. İskender Hikmet
                                Arş.Görv. Mustafa Fidan



ÖNEMLİ BİR PROJEDE ÇALIŞIYORLARDI
İstanbul-Isparta seferini yaparken iniş sırasında düşen Atlasjet uçağında hayatını kaybeden 6 bilim adamının 2 yıl önce başlatılan ve DPT tarafından desteklenen ''Türk Hızlandırıcı Merkezi Teknik Tasarımı Ve Test Laboratuvarları'' projesinde görevli oldukları bildirildi...
Projede, Ankara, Gazi, Boğaziçi, İstanbul, Uludağ, Erciyes, Niğde, Dumlupınar ve Süleyman Demirel Üniversitelerinden 25 öğretim üyesi ile toplam 75 araştırmacı yer alıyor. Projede, malzeme bilimi, biyoteknoloji ve tıp gibi alanlarda yeni teknolojilerin kullanıldığı bir Ar-Ge alt yapısı oluşturmak amaçlanıyor. Geçen yıl başlatılan ve 2010 yılında tamamlanması öngörülen projede, Ulusal Hızlandırıcı Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Enstitüsünün de kurulması hedefleniyor.


PROF. DR. ENGİN ARIK, CERN'DE GÖZLEMCİYDİ


İstanbul'da, 14 Ekim 1948'de doğan Prof. Dr. Arık, İstanbul Üniversitesi Fizik-Matematik Bölümünden 1969 yılında mezun olduktan sonra Pittsburgh Üniversitesinde fizik alanında master ve doktora yaptı.


Londra Üniversitesinde 1976-1979 yılları arasında araştırma görevlisi olarak çalışan Arık, 1979 yılında Boğaziçi Üniversitesi Fizik bölümüne geçti. Arık, 1983 yılında Boğaziçi Üniversitesinden ayrılarak 2 yıl Control Data Firmasında uzman olarak çalıştı.


Viyana Üniversitesinde 1997-2000 yılları arasında görev alan Arık, 1985 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünde Öğretim Üyesi olarak görev yapıyordu.


Engin Arık, ''Deneysel Yüksek Enerji Fiziği'' alanında yaptığı çalışmalarla 1981 yılında doçent, 1988 yılında profesör oldu.


Prof. Dr. Engin Arık, İsviçre'nin Cenevre kenti yakınlarında kurulu nükleer araştırma merkezi ''European Organization for Nuclear Research (CERN)''deki ''Atlas Deneyi''nde çalışıyordu. CERN'de yürütülen ''Atlas'' deneyine, Ankara ve Boğaziçi üniversiteleri ''gözlemci'' statüsünde katılıyor.



Bu kaza onu susturmak için mi?
Ölen profesör Türkiye'nin bir servete sahip olduğunu söylemişti. O servet neydi? Bu kaza onu susturmak için mi?
İstanbul-Isparta seferini yaparken düşen uçakta hayatını kaybeden Boğaziçi Üniversitesi Profesörü Dr. Engin Arık ‘toryumlu nükleer santral’ araştırmalarını destekliyordu! Arık, Türkiye’deki Toryum rezervleri ve bu rezervlerin hayati önemi konusunda çarpıcı açıklamalar da yapmıştı. Toryum'un bir servet olduğunun ve Türkiye'nin sonsuz bir enerji kaynağına sahip olduğunu ısrarla söyleyen Arık'ın bir kazada ölmesi kafalarda ciddi soru işaretleri yarattı. Çünkü Arık'ın söylediklerinin doğru olması Türkiye'nin ciddi bir güce erişmesi manasına geliyor ki bu da birçok çevrenin isteyeceği bir şey değil...


Peki Arık'ın bahsettiği Toryum nedir? İşteArık'ın ağzından Toryum serveti:


SONSUZ BİR ENERJİ KAYNAĞI



“Servetin üstünde oturuyoruz da haberimiz yok. Türkiye'nin sahip olduğu düşünülen toryum rezervi enerji üretimi açısından, 120 trilyon dolarlık petrole eşdeğer 120 trilyon dolar, ABD'nin 2001 yılı milli gelirinin 12 katına eşdeğer. Türkiye için sonsuz bir enerji kaynağı anlamına geliyor. Türkiye'ye bir servet kazandırabilir. Türkiye'nin 2005'e kadar toryumlu nükleer santral araştırması için 40-50 milyon dolara ihtiyacı var. 2006-2010 yılları arasında deneme reaktörü kurulması için ise 1 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor.



BU TEKNOLOJİYİ ÖĞRENMELİYİZ


“Toryum, enerji bağımsızlığımızı sağlayacak. Bizim için en önemli şey, bu teknolojiyi öğrenmemiz. Şu 1-2 yıl içinde ciddi şekilde üzerinde çalışmamız lazım. 2005 yılına kadar toryumla çalışan nükleer reaktör prototipi üretebilecek bilgiye ulaşmış elemana sahip olabiliriz. Bunun için gereken yatırım 40-50 milyon dolar. 2006-2010 yılları arasındaki ikinci aşamada ise 1 Gigawatt'lık bir deneme reaktörü kurulması için, 1 milyar dolar civarında bir yatırım gerekiyor"

 

MHP lideri Bahçeli; İHANETİN ADI DEMOKRATİK MÜCADELE OLDU
etikhaber.com tarih 21.11.2007, 11:09 (UTC)
 

MHP lideri Bahçeli "Sapla saman birbirine karışmış; teslimiyet ve gafletin adı "demokratlık", Meclis'e kadar uzanan ihanetin adı da "demokratik mücadele yolu" olmuştur." dedi.



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan'ın teröre ve teröristlere yönelik tutum ve sözlerini ağır biçimde eleştirdi ve yıllar içinde azdırdığı teröristlere ve cesaret verdiği bölücülere yapılan bir gizli mütareke çağrısı olduğunu öne sürdü.


Başbakan Erdoğan'ın teröristlere örtülü olarak siyasi af vaadinde bulunduğunu savunan Bahçeli'nin konuşmasının tam metni şu şekilde:


            İHANETİN ADI DEMOKRATİK MÜCADELE OLDU


               Sayın Milletvekilleri,


               Basınımızın Değerli Temsilcileri,


            Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.


            Türkiye çok ağır bir bunalım döneminin sancılarını ve sarsıntılarını yaşamakta, kriz ortamı tehlikeli boyutlar kazanarak derinleşmektedir.


            Başbakan Erdoğan, sözleri ve fiilleriyle etnik bölücülüğün önünü açmak için adeta seferberlik başlatmıştır. Bu tutumuyla Türkiye'nin varlığına kastetmeyi amaçlayan hain projelerin amaçlarına hizmet edecek bir siyasete angaje olmuştur.


            Bugün karşımızdaki siyasi tablo, Türkiye'nin kaderi üzerinde toplu bir kumar oynanmakta olduğunu ve bir akıl, idrak ve izan travması yaşandığını göstermektedir.


            Böyle bir ortamda, kanlı terör örgütünün siyasi zemin kazanmayı ve siyasi çözüm dayatmayı amaçlayan bölücü DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

ZAMAN, F 16'lara kablo çekti
Etik haber tarih 15.11.2007, 16:33 (UTC)
 

Telekom'da süren grev nedeniyle basınımızda ilginç haberler yer almaya başladı.



İşçilerin fiber optik kabloları kestiği için F-16’larla haberleşmenin sağlanamadığı, uçakların Malatya ve Adana’daki alanlara yönlendirildiği yönündeki haberler Fethullah Gülen'e yakınlığıyla bilinen bazı gazetelerde yer aldı.

Haberlere göre ‘Savaşan Şahinler’le haberleşme Telekom hatlarından yapılıyordu… Ve “muhabere” kesildiği için uçaklar başka alanlara yöneldi. Oysa gerçek farklı.

Uçaklara kablo hattı hiçbir zaman çekilmedi. Uçaklar, hem de Aselsan’ın ürettiği hava-hava ve hava-yer telsizleri kullanıyorlar. Bu telsizlerin bir kablo bağlantısı da yok. Aselsan da bu konuda o kadar başarılı ki telsizlerini ABD’ye bile satıyor. Bu haberleşme sistemleri savaş koşulları düşünülerek üretilmiş, yani dayanıklı.

Savaş uçakları kule ile, yerdeki diğer platformlarla haberleşmesini kablolu bağlantı ile değil adı üstünde “telsizle” yapıyorlar. Pilotlar diyor ki, “Eğer kule sağlamsa inmemiz için yeterli. Kokpite bağlı fiber optik ya da herhangi bir kablo yok…”

ZAMAN GAZETESİ YAZMIŞTI

Öte yandan, "F 16'lar grev yüzünden inemiyor" başlıklı haberler, Fethullah Gülen Cemaatinin yayın organı Zaman tarafından uyduruldu.

Grevin başından beri işçilerin aleyhine yaptığı haberlerle dikkat çeken Zaman'ın bu tavrı, "objektif gazetecilik" ilkelerinin bu kurumda hiçbir anlamının olmadığını ortaya koydu.

Konuyla ilgili GERÇEK GÜNDEM'e bilgi veren üst düzey bir yetkili ise, "Zaman'da çıkan haberlerin nedeni belli. Grevi kırmak istiyorlar. Türk Telekom en büyük reklamverenlerden. Grev dolayısıyla, reklam akışını da sağlama almak istiyorlar. Ayrıca grevi bu tür yöntemlerle bitirtip hükümeti de rahatlatmak istiyorlar" dedi.

Aynı yetkili sözlerini şöyle sürdürdü: "Diyarbakır'da yaşanan aksama, F 16'larla ilgili değildi. O gün, hacca gidecek olan yurttaşlar bir sorun yaşamış.Dataları besleyen ağda bir aksama meydana gelmiş. Telekom işçileri bunu zaten giderdiler. Bu tür sorunlar her zaman yaşanır."


Gerçek Gündem

 

<- Geri  1  2  3  4  5  6 Devam -> 

 

Reklam
 
MEVZU BAHİS VATANSA GERİSİ TEFARRUATTIR
 

YOUTUBE VİDEOLAR

BİZİM SEÇTİKLERİMİZ

TÜRK TİTRE VE KENDİNE DÖN
 

EKLENECEK

TÜRKLÜK BEDENİMİZ İSLAMİYET RUHUMUZDUR
 
RUHSUZ BEDEN CESET OLUR
BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ
 

HEPİNİZ BİRER TÜRK
BAYRAĞISINIZ BAYRAĞI YERE DÜŞÜRMEYİN LEKELEMEYİN KİRLETMEYİN
____________ Kendinizi
küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz. Vazifenizi hiçbir
 zaman unutmayınız. Kuvvet birliktir. Dâvamızın geleceği birliktedir.
 Birlik, beraberlik içinde olmaktır. ____________ İslâmiyeti
ele alıp Türklüğü inkâr etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede
 gaflet ve ihanettir. A.TÜRKEŞ

 
Bugün 11 ziyaretçi (29 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
HAZIRLAYAN BAKİ DURAL